Uzun Zaman Olmuş…

Zaman nasıl geçiyor siz anlıyor musunuz? Yıllar önce yazdığım yazılara bakınca bazen ne kadar değiştiğimi farkediyorum. Hani uzun süre görüşmediğiniz birini gördüğünüzde onda olan değişimleri farkedersiniz ya bazen; bu blogda veya başka yerlerde yazdığım eski yazılarımı görünce belki bu duruma benzer bir şey yaşıyor olabilirim. Uzun zamandır görmediğim bir “ben” eski yazılarımda karşıma çıkıyor olabilir. [&hellip

Refleks(!)

2-3 saat kadar önce parmağımı kestim. Elimde bir tıraş bıçağı vardı. Birden elimden kaydı ve ben jileti havada sol elimin baş parmağı ve işaret parmağı ile yakaladım. Tek olumsuz taraf parmaklarıma denk gelen kısım jiletin keskin yüzüydü. işaret parmağımı 1 – 1,5 cm kadar yüzdü. Şu anda dokuz parmak yazıyorum 🙂 Doktor elimi kesme şeklimi [&hellip

Şarkılar Bile Yetmez...

Genellikle tek başıma şarkı & türkü dinleyerek yalnız takılmak hoşuma gider. Mutlu olduğumda da canım sıkıldığında da her türlü moda uygun bir şarkı bulurum çoğunlukla. Ancak şu anda öyle bir haldeyim ki şarkılar bile yetmiyor. Sadece Türkçe değil ingilizce şarkı da bulamıyorum. ( laf aramızda süper ingilizcem vardır 🙂 ) Durumuma tam uygun olmasa da [&hellip

Yüzünüze Gülen Yavşaklara...

Kim demiş bilmiyorum ama kim demişse iyi demiş. “Hayatınız boyunca Yolda yürürken kavşaklara ve Yüzünüze gülen yavşaklara dikkat edin.” İki yazı üst üste sinirli halde yazılınca blog formatı konusunda siz sevgili okurlarımın kafasında önyargı oluşmuş olabilir. Ama ben aslında hiç de ters biri değilim. Sadece şu sıralar biraz sinirliyim. Hepimiz hayatımızı devam ettirmek için çalışıyoruz. [&hellip